Avukatlık Mı Yargıçlık Mı Akademisyenlik Mi?

Türkiye’de öyle veya böyle var olan hukuk ve üniversite kültürünün nasıl yerleştiğini anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitaptan ve yazarından bahsedeceğim bu yazıda. Kitapta “genç Türkiye Cumhuriyeti”nin hukukunun ve üniversitesinin nasıl şekillendiğini, hangi aşamalardan geçtiğini, hangi arızaları bünyesinde taşıdığını ve daha pek çok konuyu, tüm bu süreçlerin bir yerinde özne olarak yer almış yazarın kaleminden okuyabilirsiniz.

Büyük hukuk hocası Prof. Dr. Ernst E. Hirsch’in “Anılarım” kitabı, “Kayzer Dönemi, Weimar Cumhuriyeti, Atatürk Ülkesi” alt başlığını taşıyor. 1982 yılından Almanca olarak yayınlanan kitabın Türkçesi ilk olarak 1997 yılında yayınlanmış. Benim okuduğum baskısı ise Mayıs 2017 tarihli 13’üncü baskı. Fatma Suphi’nin çevirisini yaptığı eser TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları serisinde yer alıyor.

Söz buraya gelmişken belirteyim, kötü bir baskı. Yazı puntosu o kadar küçük ki; okumak için yoğun çaba sarfetmek gerekiyor. TÜBİTAK sonraki baskıları daha düzgün yapmayacaksa, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırmaları Enstitüsü’nün kitaba sahip çıkması en doğrusu olur. Zira kitabın tüm hakları, Hirsch tarafından Enstitüye verilmiş.

Prof. Hirsch, 1902’de Almanya’da doğmuş, Hitler’in iktidara gelmesiyle 1933’te Almanya’dan ayrılmak zorunda kalmış. Bu ayrılık hikayesi; hazırlıklar, yaşanan acı hatıralar, ve hatta tren yolculuğu çok çarpıcı. Hayatının bu kısımlarını kitaba havale edip hukuka bakan yönünü irdeleyeceğim. Hocanın Almanya’dan ayrılma sürecinde, İstanbul Üniversite’si de reform yapma çabasındadır. Alman, Fransız ve İsviçreli hocalar üniversite tarafından davet edilir. Bu hocalardan biri de henüz 31 yaşındaki Profesör Ernst Hirsch’tir. Hirsch 10 yıl görev yaptığı İstanbul Üniversitesi’nde; kütüphanesinden seminerlerine, pratik çalışmalarından konferanslarına, resmi görevlerinden kanun hazırlama çalışmalarına kadar üniversitenin yeniden yapılandırılması ve batılı anlamda “üniversite” haline getirilmesinde pek çok görev üstlenir.

Hirsch’in Almanya’da avukatlık, hakim yardımcılığı ve akademisyenlik yapmış olması pek çok niteliği, ciddi bir bilgi birikimini ve tecrübeyi şahsında barındırması sonucunu doğurmuştur. Bunun üzerine 31 yaşın enerjisi ve dinamizmi de eklenince, hiçbir görevden kaçmamış, var gücüyle çalışmış. Hocanın kariyerini akademisyen olarak sürdürmeye karar verme sürecini anlattığı sayfaları ayrı bir keyifle okudum. Her hukuk fakültesi mezununun kendisine sorduğu o meşhur soruya Hirsch’in cevabıydı çünkü: “Mezun olunca hakim-savcı mı olsam, akademisyen mi olsam, avukatlık mı yapsam?” Bu üç görevi de tecrübe etmiş birinin cevabı kayda değer oluyor haliyle. Bu kişi Ord. Prof. Dr. Ernst Hirsch olunca çok daha değerli oluyor. Hirsch’in kitabının bu bölümü adeta akademisyenliğe övgü niteliğinde. Yaşadıkları, deneyimleri ve anlattıklarıyla akademisyenliğe öyle bir özendiriyor ki yazımın başlığındaki soruya, “tabi ki akademisyenlik” cevabını verdirtiyor insana. Hukuk öğrencilerinin ve akademisyenlerin özellikle okumasını tavsiye ederim.

Kitabın 176’ncı sayfasından başlayan 10 sayfalık bir “inkılâp” bölümü var ki; Hitler’in felakete sürüklemek üzere olduğu Almanya’da yargının, hakim-savcıların, akademik – kürsü dokunulmazlığının ve hakimlik teminatının nasıl sistematik bir biçimde hedef alındığını çok çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Hocanın üniversitede yaptıkları akademisyenlik yönüne ışık tutuyor. Bir yazar olarak ortaya koyduğu pek çok bilimsel ve genel eser de yazarlık yönünü vurguluyor. Özellikle Pratik Hukukta Metod isimli kitabı temel kaynaktır. Hirsch’in bir de kodifikatör yönü vardır ki ülkemiz için önemlidir. Hoca Ticaret Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Marka Patent Kanunu, Üniversite Kanunu ve Atatürk’ü Koruma Kanunu gibi çok sayıda kanunun taslaklarını hazırlar ve yasalara katkı sunar. Özellikle Medeni Kanun ile Ticaret Kanunu arasındaki çelişkili hükümlerin belirlenip giderilmesi çalışması çok önemlidir. Kitapta, tüm bu kanun yapma çalışmaları, yaşananlar, ilişkiler teknik ve insani boyutuyla anlatılmış.

Prof. Hirsch’in Anılarım kitabını; hukuk fakültesi öğrencisi, avukat, hakim, savcı, akademisyen, dekan, rektör, milletvekili ve tarihçiler titizlikle okumalılar. Hür Berlin Üniversitesi’nin rektörlüğünü de yapan Hirsch, 29 Mart 1985’te Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Almanya’da vefat etti. Vefatının 34’üncü yılı münasebetiyle, bir hukukçu olarak kendisini saygıyla anıyorum.

, , , , , , , ,
Önceki yazı
Yargıda Kalite Aramak
Sonraki yazı
Avukatlar İçin Mobil Uygulamalar

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü